Felsefi Antropolojiden Eğitime Bakış – I

Yunus Bilgehan Karapınar[1]

Gerek ülkemizde gerek dünyada hararetle tartışılan mevzulardan birisi de eğitimdir. Özellikle ülkemizde söz konusu eğitim olunca toplumun farklı kesimlerinden çeşitli eleştiriler yapılır. Kimisi eğitim sisteminin ezberci oluşundan, kimisi öğrenciyi ezen ders yükünden kimisi de onun dayatmacı bir yapıya sahip oluşundan yakınır. Tüm bu şikâyet ve memnuniyetsizliklerde bir haklılık payı olduğu doğrudur. Ancak eğitim kavramı ve onun nasıl olması gerektiğine dair daha açık ve seçik bir kavrayış için bu eleştirilerin biraz daha derinleştirilmesi gerekir.

Eğitimde İnsan Kavramının Önemi

Her bilim dalının kendisine konu edindiği bazı temel problemleri veya nesneleri vardır. Örneğin matematik sayıları konu edinirken, fizik de hareketi inceler. Eğitim için de bu durum geçerlidir. Ve onun merkezi kavramı ve temel uğraşı nesnesi insandır. Çünkü eğitimle ilgili bütün düzenlemeler, tasarlanan amaçlar, kullanılan yöntemler, insanlar için, insanları eğitme/yetiştirme amacı gözetilerek hazırlanmaktadır. Bu sebeple eğitim kavramı bizi ister istemez insan kavramıyla bağlantı kurmaya, onun üzerine düşünmeye sevk eder. Esasında sorun, eğitime tabi tutulacak olan insanı tanıma sorunudur. İnsanın mahiyeti ve onun doğasının fonksiyonlarını teşrih etme sorunu… Bu ise, insan felsefesi olarak çevirebileceğimiz felsefi antropolojinin alanına girer. Ve o, şu ve benzeri sorulara cevap arar: “İnsanın bir doğası (özü) var mıdır, varsa nedir?”,  “İnsanı insan yapan nitelikler tözsel ve değişmez midir?”, “İnsanın canlılar dünyasındaki özel yeri neye dayanır?”. Tabii olarak bu sorular “Nasıl bir eğitim istiyoruz?” sorusuyla yakından ilişkilidir. Çünkü insan doğası hakkındaki düşüncelerin ve kabullerin, onun eğitilme/öğretilme sisteminin de temelini oluşturduğu bir gerçektir. İnsanı görme biçimi, onun eğitimine yön verilmesinde belirleyici bir rol oynar. “İnsan nasıl görülüyorsa, ona göre bir sistem kurma çabası ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda insan, doğası gereği saldırgan mı uysal mı, bencil mi fedakâr mı, otoriter mi demokratik mi, bireysel mi toplumsal mı, ruhsal bir varlık mı maddesel bir varlık mı, ya da insan doğası gereği iyi mi kötü mü şeklinde birçok karşıt kutup oluşturmak mümkündür. O sebeple eğitimle ilgili tartışmalarda öncelikli olarak “insan” sorunu ele alınmalıdır. İnsandan ne anladığımız, onu nasıl kavradığımız, eğitimden ne anladığımız sorusuyla doğrudan ilişkili olacaktır. Türkiye’de insan felsefesi çalışmalarıyla tanınan Takiyettin Mengüşoğlu konunun önemine dair şunları söyler:

“Eğitimde, çocuk ve genellikle insan hakkındaki görüşün büyük bir önemi vardır. Bizim burada çocuğu ve insanı biyopsişik, somut bir bütün, otonom bir varlık olarak gören antropolojik bir görüşe ihtiyacımız vardır. Böyle bir görüş henüz yerleşmiş değildir; bütün insan problemlerinde onun eksikliği ile karşılaşıyoruz. İnsan henüz soyut “parçalanmış”, kendi başarılarından kopmuş bir varlık olarak görülüyor.” (Mengüşoğlu, 2015, s. 277)

Mengüşoğlu’nun ifade ettiği gibi, insana dair sarih bir kavrayışımız yoksa eğitim hakkında yapacağımız eleştiri ve yorumlar da eksik kalacaktır.

İnsanı tanımlama ve onu kavrayış biçiminin eğitimdeki belirleyiciliğini somut örnekler üzerinden anlatmak yararlı olacaktır. Bunun için birden fazla insan tasavvurunu zikretmek mümkündür. Ancak bu yazıda özcü ve varoluşçu yaklaşım ele alınacaktır. Bu iki yaklaşımın tercih edilme sebebi, onların birçok noktada birbiriyle karşıt konumda yer almaları ve farklı bir eğitim anlayışı sunmalarıdır.

  1. Özcü (Essentialist) Yaklaşım: Özcülük (essentialism) en genel anlamıyla, varlığı, zihinsel ve idealize edilmiş bir biçimde algılamaktır. Yani, bir şeyi kendinde olduğu şekliyle bilmeye çalışma ve onun değişmez bir doğaya sahip olduğunu kabul etmektir. Bu ifadeleri biraz daha yalınlaştırmak gerekirse, özcülük, hakkında konuştuğumuz şeye dair, evrensel ve değişmez yargılara sahip olmaktır. Peki, bu tanımın insan ile olan ilişkisi nedir? Özcülük tanımı gereği şeylerin (insan, doğa, tanrı) değişmez bir özü olduğunu kabul ettiği için, onun insan tasavvuru da bu minvaldedir. Özcü anlayışa göre insan değişmez ve mutlak bir yapıdadır. Onun ne olduğu baştan bellidir. Başlangıçta ne idiyse şimdi de odur ve gelecekte de o olacaktır. O sebeple özcü insan anlayışı belirlenmiş ve sınırları çizilmiş kapalı bir sistemdir. Bu görüşe verilebilecek en iyi örnek Aristoteles’tir. Aristoteles’e göre insan, beden ve ruhtan oluşur. İnsanın ruhsal (akıl) tarafı esastır. Ve onu diğer canlılardan ayıran temel vasfı düşünen bir ruha (akla) sahip oluşudur. Görüldüğü üzere özcü anlayış gereği insanın net ve belirlenmiş bir tanımı vardır. Ve bu tanım insan var olduğu sürece geçerli olacak ve değişmeyecektir.
  2. Varoluşçu Yaklaşım: Özcülüğün karşı kutbunda konumlandırabileceğimiz varoluşçu görüşe göre, insanın doğuştan getirdiği bir özü veya doğası yoktur. İnsan önceden tanımlanamaz, belirlenemez, bu sebeple o başlangıçta hiçbir şey değildir. Ancak sonradan bir şey olacaktır ve kendini nasıl yaparsa öyle olacaktır. Başka bir ifadeyle, insan kendini nasıl tasarlıyorsa, kendiyle ilgili nasıl bir kurguya sahipse gelecekte de o olacaktır. Varoluşçu görüşün önemli temsilcilerinden Ortega Y Gasset, insan doğası ile ilgili şunları söyler: İnsanın doğası gereği olması gereken tek şey, olmuş olduğu şeydir. Bir başka deyişle insan şu ya da bu değildir, o, olma yolundadır (Gasset, 1998, s. 105-107). Özet olarak Gasset göre insanın doğası yoktur, onun tarihi vardır. Bu tarih de şimdiye kadar yapmış olduğu şeylerdir.

(Devam edecek…)

Not: Bir sonraki yazıda yukarıda zikredilen 2 yaklaşımın eğitimde nasıl bir model teklif ettiği tartışılacaktır.)

Yararlanılan Kaynaklar

  1. Eğitimin Felsefesi Felsefenin Eğitimi, Mustafa Günay, Sentez Yayınları
  2. İnsan Felsefesi, Takiyettin Mengüşoğlu, Doğu Batı Yayınları.
  3. Tarihsel Bunalım ve İnsan, Jose Ortega Y Gasset, çev. Neyyire Gül Işık, Metis Yayınlar.
  4. Ruh Üstüne, Aristoteles, çev. Ömer Aygün, Pinhan Yayınları

 

[1] İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Yüksek Lisans Öğrencisi.

spot_img

Yazılarımız ve gelişmelerden haberdar olmak için mail bültenimize abone olun.